
Yaşayabileceğimiz bir tek hayatımız var. Bu hayatta güzellikler, iyilikler, başarılar, mutluluklar ve huzur kendiliğinden bize gelmez. Mücadele ve gayretle biz onlara gideriz.
Daha çok güzele, iyiye, başarıya, mutluluğa ve huzura ulaşmak için hayatı, içinde bulunduğumuz zamanı, şartları ve sorumluluklarımızı bilmek, anlamak, önemsemek ve doğru yaşamak gerekir.
Hayat bir tarladır; ektiğimizi biçeriz. Ayrık otu tohumu ekip hasat zamanı buğday toplayabilir miyiz? Yaşamda özgür seçimlerimiz sebepleri, sebepler ise sonuçları oluşturur. Sebeplerin nasıl bir sonuca yol açacağını ise ilkelerimiz belirler.
İlke merkezli bir yaşam, insana hem iç huzuru verir hem de onu güçlendirerek geliştirir. Olduğumuz gibi görünmenin verdiği huzur ve konfor ise hiçbir şeye değişilmez. İşte bu yüzden ölçüsünü ve temelini millî ve manevi değerlerimizin oluşturduğu evrensel ilkelerimiz olmalıdır.
Çocuk dünyaya getirmek tek başına annelik olmadığı gibi çocukların her istediğini almak da babalık değildir. Salt doğurmak annelik, yalnızca doyurmak da babalık değildir. Annenin ve babanın ortak sorumluluğu, dünyaya getirdikleri çocukların kişiliğini sevgiyle, bilgiyle ve doğru değerlerle yoğurmaktır. Onlara varlığı da yokluğu da öğretmektir.
Çocukları iyi yetiştirmenin sırrı ise çocuklara harcanan parayı yarıya indirip onlarla geçirilen zamanı iki katına çıkarmaktır.
Hayata güzellikler ve iyilikler ekilse de bazı zamanlarda çocuklar, anne ve babaları için bir imtihan sebebi olabilir. Her ne olursa olsun anne ve babalar, ilkelerinden ödün vermeden çocuklarıyla ilgili sorumluluklarını unutmamalıdır.
Anne ve babalar; kendi bildiklerinde ısrar etmenin, her konuda yalnızca kendi doğrularını kabul etmenin ve olaylara, kişilere at gözlükleriyle bakmanın yanlış olduğunu bilerek hareket etmelidir. Çocuklarını sıkıntıya sokan ben merkezli söz ve davranışlardan uzak durmalıdır.
Zira çocuklar karşısında sergilenen yanlış anne-baba tutumları hem çocukların hem de anne ve babaların hayatını zorlaştırır, huzurunu kaçırır. Anne ve babalar çocuklarına ne kadar çok doğru örnek olurlarsa ve onları içinde bulundukları zamanın şartlarını dikkate alarak yetiştirirlerse hayat her iki taraf için de o kadar yaşanılır ve güzel hâle gelir.
Emine'den Gülname’nin kıymetli takipçileri;
Sizlerden gelen mesajlar doğrultusunda bu yazımı, edindiğim bilgiler ve hayat tecrübelerim ışığında kaleme aldım. Umarım yazım, sorularınıza bir nebze olsun cevap olmuştur.
Hepinizi çok seviyor ve önemsiyorum.
Burada bir hatırlatma yapmak istiyorum: Hem anne-baba olarak hem de çocuk olarak karşılıklı hak ve sorumluluklarımızı bilmeli, bunları sevgi, saygı ve anlayış içerisinde yerine getirmeliyiz.
Bir tavsiyem de şudur: Mutlu ve huzurlu olmak istiyorsanız; sürekli gerginlik oluşturanlardan, huzurunuzu kaçıranlardan, enerjinizi tüketenlerden, her şeyden şikâyet edenlerden, dengenizi bozanlardan, egoistlerden, kıskançlardan ve dünyanın kendi eksenlerinde döndüğünü sananlardan uzak durun.
Bu hayatta güzellikleri, iyilikleri, başarıları, mutlulukları ve huzuru bulmak için mutlaka ilkeleriniz olsun.
Vesselâm…
Emine KUREN
Yazılarımın; izinsiz olarak, kaynak gösterilmeden veya yazının bağlantısı belirtilmeden kopyalanması, çoğaltılması ya da yayımlanması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hukuki sorumluluk doğurabilir.