23 Temmuz 2026 Perşembe

ALZHEİMER TARSUS GÖNÜLLÜLERİNDEN LAVANTA KOKULARI ARASINDA FARKINDALIK ETKİNLİĞİ

 

Mersin Alzheimer Derneği Tarsus Gönüllüleri, Alzheimer farkındalığını artırmak ve yaş almış bireylerin sosyal yaşama aktif katılımını desteklemek amacıyla, doğanın huzur veren atmosferinde anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi.

Mersin Alzheimer Derneği Tarsus Gönüllüleri ile Tarsus Belediyesi iş birliğinde düzenlenen etkinlik kapsamında, Tarsus Ülker Aydın Yaşlı Dayanışma Evi El Sanatları Eğitmeni Fatma Beşen, kursiyerleri ve yaş almış çınarlar, Tarsus Şelalesi yanında bulunan Tarsus Belediyesi Lavanta Bahçesi'ni ziyaret etti.

"Alzheimer farkındalığı, doğanın iyileştirici gücüyle buluşuyor" anlayışıyla gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar, lavantaların eşsiz kokusu ve morun huzur veren güzelliği eşliğinde keyifli anlar yaşadı. Doğayla iç içe geçen bu özel etkinlik, katılımcıların moral ve motivasyonunu artırırken, sosyal etkileşimlerini güçlendirmelerine de katkı sağladı.

Etkinlik kapsamında Tarsus Belediyesi tarafından katılımcılara lavanta demetleri, lavanta keseleri ve çeşitli ikramlar sunuldu. Günün anlamını daha da güzelleştiren bu sunumlar, katılımcılar tarafından büyük memnuniyetle karşılandı.

Mersin Alzheimer Derneği Tarsus Gönüllüleri, düzenlediği sosyal ve kültürel etkinliklerle yaş almış bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, Alzheimer hastalığına yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmeyi ve toplumun her kesiminde dayanışma bilincini geliştirmeyi sürdürüyor.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com

21 Temmuz 2026 Salı

İNSAN, ARDINDA BIRAKTIĞI İZ KADAR YAŞAR

Ömür, avuçlarımızdan usul usul kayan bir su gibidir. Ne kadar sıkı tutmaya çalışsak da günler sessizce eksilir; mevsimler değişir, yıllar geçer ve bir gün insan, geldiği bu dünyadan ayrılma vaktiyle yüz yüze gelir. İşte o an, ne servetin bir anlamı kalır ne makamların ne de alkışların... Bir ömür boyunca "benim" dediğimiz her şey bu dünyada kalır. Bizden geriye ise yalnızca yaşayışımızın izi kalır.

İnsan, geride bıraktığı izlerle ömrünü ölümden sonrasına taşır.

Kimi ömrünü büyük binalar inşa ederek geçirir, kimi servet biriktirir, kimi şöhretin peşinden koşar. Oysa zaman, taşları aşındıran, duvarları yıpratan, isimleri unutturan en büyük hakemdir. Dün görkemli görünen nice eser bugün sessizliğe gömülmüştür. Fakat bir gönle dokunan samimi bir söz, bir yetimin başını okşayan şefkatli bir el, karşılık beklemeden yapılan bir iyilik; zamanın bile silemediği izler bırakır.

Çünkü gerçek zenginlik, sahip olunanlarla değil; paylaşılabilenlerle ölçülür. İnsan, kaç kişiye umut olduysa, kaç yüreğin yükünü hafifletti ise, kaç karanlığa bir ışık yakabildi ise işte o kadar zengindir. Hayatın sonunda insanlar evlerimizi, makamlarımızı ve unvanlarımızı değil; yanlarında kendilerini nasıl hissettiklerini hatırlarlar.

Bir gönlü kırmak da iz bırakmaktır; bir gönlü onarmak da… Aradaki fark ise birinin vicdanda yük, diğerinin duada ömür olmasıdır.

Bazı insanlar ekmeğini paylaşır, bazıları bilgisini, bazıları sevgisini… Bazıları ise öyle cümleler kurar ki yıllar geçse de dilden dile, gönülden gönüle yaşamaya devam eder. Çünkü gönülden çıkan söz yalnızca kulağa ulaşmaz; kalbe yerleşir. Kalbe yerleşen her hayırlı söz ise toprağa düşen bereketli bir tohum gibi, sahibinden sonra da yeşermeye devam eder.

Bugün adını bilmediğimiz nice zenginler yaşadı bu dünyada. Fakat Yunusça konuşanlar, Mevlânâ gibi gönül yapanlar, Hacı Bektaş-ı Velî gibi insanı merkeze alanlar ve isimsiz nice güzel insanlar hâlâ hayırla anılıyor. Çünkü ömrün uzunluğu değil, geride bırakılan güzelliklerin derinliği insanı ölümsüz kılar.

Kalemle yazılan satırlar bir gün solar. Mürekkep silinir, kâğıt yıpranır, kitaplar eskir. Ama sevgiyle söylenmiş bir söz; bir çocuğun duasında, bir annenin tebessümünde, bir yaşlının hayır duasında yaşamaya devam eder. İşte gerçek eser de budur.

Bu yüzden dünya telaşı içinde koşarken zaman zaman durup kendimize şu soruyu sormalıyız:
"Ben bu dünyadan göçüp gittiğimde ardımdan ne konuşulacak?"
Bir iyiliğim mi hatırlanacak?
Bir tebessümüm mü?
Yoksa farkına varmadan kırdığım bir gönül mü?

İnsan, ardında bıraktığı evlerle değil; dokunduğu kalplerle hatırlanır. Gerçek miras; tapular, makamlar ve servetler değil, insanların yüreğinde bırakılan hayırlı izlerdir.

Bir gün hepimiz sessizce bu dünyanın misafirliğini tamamlayacağız. Sesimiz uzaklaşacak, ayak izlerimiz toprağa karışacak, adımız belki zamanla daha az anılacak. Fakat bir insanın karanlığına ışık olmuşsak, bir umudu yeşertmişsek, bir yüreğe huzur vermişsek; işte o zaman aslında hiç gitmemiş olacağız.

Çünkü ömür, tüketmek için değil; iyilikle çoğalmak için verilmiştir.

Ve insan, ardında bıraktığı iz kadar yaşar...

Gönüllere bırakılan sevgi ise zamana meydan okuyan en güzel mirastır.

Sevgiyle, muhabbetle ve kalpten bir dua ile...

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

16 Temmuz 2026 Perşembe

TARSUS, 15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE MİLLÎ BİRLİK GÜNÜ'NDE TEK YÜREK OLDU

 

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla Tarsus Kaymakamlığı koordinesinde "İrade Bizim, Zafer Bizim" temasıyla ilçe genelinde düzenlenen anma programlarında Tarsus tek yürek oldu. Gün boyunca gerçekleştirilen etkinlikler, milletin demokrasiye, bağımsızlığına ve millî iradesine olan sarsılmaz bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Tarsus'un farklı noktalarında gerçekleştirilen etkinliklere Kaymakam Mehmet Ali Akyüz, ilçe protokolü, belediye başkan yardımcıları ve belediye meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, şehit ve gazi aileleri, gaziler, mahalle muhtarları, vatandaşlar ve basın mensupları katıldı.

Programlar, Tarsus Şehitliği'nin ziyaret edilmesiyle başladı. Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından dualar edildi, aziz şehitlerin kabirlerine karanfiller bırakıldı. Vatan uğruna can veren kahramanlar rahmet, minnet ve şükranla yâd edildi.

Anma etkinlikleri kapsamında Tarsus Üniversitesi Rektörlük Girişi Fuaye Alanı'nda "Milletin Zaferi" temalı fotoğraf sergisi açıldı. Ardından Tarsus Üniversitesi'nde "15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası Türkiye'de Terörle Mücadelede Hukuki ve Yönetsel Yaklaşım: 7145 Sayılı Kanun Üzerinden Bir İnceleme" başlıklı panel gerçekleştirildi.

Yarenlik Alanı'nda açılan "İrade Bizim, Zafer Bizim" temalı fotoğraf sergisi, Kaymakam Mehmet Ali Akyüz, ilçe protokolü ve vatandaşların katılımıyla gezildi. Ayrıca, vatandaşların duygu ve düşüncelerini paylaşmaları amacıyla hazırlanan 15 Temmuz Anı Defteri imzaya açıldı.

Tarsus Ulu Camii'nde ise vatanın bölünmez bütünlüğü, devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için canlarını feda eden tüm şehitler adına Mevlid-i Şerif okunarak Hatm-i Şerif duası yapıldı. Program sonunda katılımcılara ikramlarda bulunuldu.

Cumhuriyet Meydanı'ndan İnsan Hakları Meydanı'na gerçekleştirilen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Kortej Yürüyüşü, ellerinde Türk bayrakları taşıyan vatandaşların yoğun katılımıyla millî birlik ve beraberlik tablosuna dönüştü.

İnsan Hakları Meydanı'nda düzenlenen Demokrasi Nöbeti ve Anma Programı, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ulu Camii İmam Hatibi Mahmut Turan tarafından Kur'an-ı Kerim tilavet edilirken, Tarsus Müftüsü Murat Akçay, vatandaşlar tarafından okunan hatimlerin duasını yaparak şehitlerin ruhlarına bağışladı.

Programda konuşan Tarsus Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, 15 Temmuz'un, Türk milletinin iradesine ve demokrasisine sahip çıktığı tarihî bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Anma programında Kızılelma Marşı klibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ulusa sesleniş konuşması, "Tanrı Türk'e Yar Olsun" ve "Türkiye Geçilmez" temalı video gösterimleri ilgiyle izlendi.

Şehit İshak İlkokulu Mehteran Takımı'nın gösterisi büyük beğeni toplarken, Şehitler Camisi 4-6 Yaş Kur'an Kursu öğrencisi Hayat Şirin Baş'ın İstiklâl Marşı'nı okuması duygu dolu anlar yaşattı.

Ayhan Bozpınar Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Özden Aydoğan kahramanlık türküleri seslendirdi. Şehit Vedat Yılmaz Anadolu Lisesi Müdürü Zülfikâr Taş "30 Kuş" şiirini okurken, Tarsus Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Metin Bolat monolog sunumu gerçekleştirdi. Uluslararası Ashab-ı Kehf Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin semazen gösterisi ve ilahi dinletileri, Şehit Fazlı Kalaycı Ortaokulu öğretmenlerinin sahnelediği oratoryo ile "Şehitler Kervanı Yürüyor; Molla Kerim'den Ömer Halisdemir'e, Dünden Bugüne, Bugünden Yarınlara Aynı İman, Aynı Vatan Sevdası" temalı canlandırma programa anlam katan bölümler arasında yer aldı.

Program kapsamında 15 Temmuz şehitlerinin yakınları ve gaziler de duygu ve düşüncelerini paylaştı. Sinevizyon gösteriminin ardından okunan salâlarla birlikte tüm şehitler için dualar edildi. Hazırlanan ikramlar vatandaşlara ikram edildi.

Anma etkinlikleri çerçevesinde 15 Temmuz şehitlerinin aziz hatırasını yaşatmak amacıyla ata tohumları dağıtıldı, şehit aileleri ziyaret edilerek vefa duygusu bir kez daha pekiştirildi.

Tarsus'ta gerçekleştirilen anma programları, 15 Temmuz ruhunun milletin hafızasında ilk günkü kararlılıkla yaşamaya devam ettiğini gösterirken; birlik, beraberlik, demokrasi ve vatan sevgisinin en güçlü şekilde hissedildiği anlamlı bir buluşmaya dönüştü.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

15 Temmuz 2026 Çarşamba

TARSUS KAYMAKAMI AKYÜZ'DEN 15 TEMMUZ MESAJI

 

Tarsus Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, 15 Temmuz 2016 gecesinde milletin demokrasiye, bağımsızlığa ve millî iradeye sahip çıkarak tüm dünyaya örnek bir destan yazdığını vurguladı.

Kaymakam Akyüz, tarih boyunca hür yaşamayı karakter edinen Türk milletinin, 15 Temmuz gecesi yalnızca bir darbe girişimini değil, bağımsızlığa, demokrasiye, millî iradeye ve devletin bekasına yönelen hain girişimi de iman, cesaret ve kararlılıkla bertaraf ettiğini ifade etti.

Milletin o gece meydanları doldurarak ay yıldızlı bayrak altında tek yürek olduğunu belirten Akyüz, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." anlayışının can pahasına savunulduğunu ve demokrasi tarihine unutulmaz bir destan yazıldığını kaydetti.

Aradan geçen 10 yıla rağmen 15 Temmuz ruhunun ilk günkü canlılığını koruduğunu dile getiren Akyüz, şehitlerin aziz hatırası ile gazilerin kahramanlığının, milletin geleceğe yürüyüşünde en büyük ilham kaynağı olmaya devam ettiğini belirtti.

Mesajında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Kaymakam Akyüz, Cumhuriyetin, demokrasinin ve millî iradenin aynı inanç ve kararlılıkla gelecek nesillere taşınmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade ederek, milletin ortak vicdanı ve ortak iradesi var olduğu sürece hiçbir ihanet odağının amacına ulaşamayacağını söyledi.

"İrade Bizim, Zafer Bizim", "Bir Millet, Tek Yürek, Sonsuz İrade" ve "Birlikte Güçlüyüz, İrademizle Türkiye'yiz" ifadelerine de yer veren Akyüz, zaferin tankların değil inancın, silahların değil millet iradesinin, korkunun değil cesaretin zaferi olduğunu vurguladı.

Kaymakam Mehmet Ali Akyüz, mesajının sonunda 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümünde vatan, bayrak ve mukaddes değerler uğruna şehit düşen kahramanları rahmet, minnet ve dualarla andığını, gazilere şükranlarını sunduğunu belirterek, "Rabbim milletimize bir daha böyle karanlık geceler yaşatmasın. Devletimiz ebed müddet, milletimizin birliği ve millî iradesi daim olsun." ifadelerini kullandı.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

14 Temmuz 2026 Salı

BAYRAK İNMEDİ, MİLLET EĞİLMEDİ

Tarih bazen mürekkep ile değil, şehidin kanıyla yazılır. Bazen de bir milletin suskun yüreği, tek bir gecede asırlara bedel bir haykırışa dönüşür. İşte 15 Temmuz, Türk milletinin iradesini tarihe mühürlediği böyle kutlu bir gecenin adıdır.

O gece gökyüzü karanlıktı; fakat milletin vicdanı aydınlıktı. Kurşunların susturamadığı dualar, tankların ezemediği umutlar ve ihanetin kirletemediği bir vatan sevdası vardı.

Çünkü bu topraklar sıradan bir coğrafya değildir. Her karışı şehitlerin duasıyla yoğrulmuş, her taşı bir destanın sessiz şahidi olmuştur. Ay yıldızlı bayrağımız, yalnızca göklerde dalgalanan bir kumaş değildir; bir milletin namusu, şerefi ve bağımsızlık yemininin en asil sembolüdür.

Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği büyük mücadelenin en kıymetli eseridir. Bu büyük emanet, milletimizin birlik ruhu sayesinde bugün de aynı inanç ve kararlılıkla yaşatılmaktadır. 15 Temmuz gecesi de bu kutlu mirasa, al bayrağımıza, vatanımıza, milletimize ve minarelerimizden yükselen ezanlarımıza sahip çıkma iradesinin unutulmaz bir nişanesi olmuştur.

O gece hedef alınan yalnızca devlet kurumları değil; Türkiye Cumhuriyeti'nin vakarına, milletimizin iradesine, ezanlarımızın hür sesine ve al bayrağımızın gölgesinde yaşama hakkımıza kast edildi. Fakat unuttukları bir hakikat vardı: Bu millet diz çökmez. Bu millet teslim olmaz. Bu millet, vatan söz konusu olduğunda canını değil, gerekirse bütün dünyayı karşısına alacak kadar inançlıdır.

Meydanlara koşan insanların hiçbirinin elinde makam yoktu, servet yoktu, hesap yoktu. Ellerinde yalnızca bayrakları, dillerinde tekbirleri, gönüllerinde vatan sevgisi vardı. İşte bir milleti millet yapan da budur. Aynı bayrağın gölgesinde birleşebilmek, aynı ezanın çağrısında omuz omuza durabilmek ve aynı vatana "emanet" diyebilmektir.

Bizler biliyoruz ki; bayrak inerse sadece bir direk boşalmaz. Ezan susarsa yalnız minareler yetim kalmaz. Vatan parçalanırsa sadece sınırlar değişmez; hatıralar, mezarlar, dualar ve umutlar da yaralanır. İşte bu yüzden bu aziz millet, dün olduğu gibi bugün de bayrağına, vatanına, devletine ve Cumhuriyetine sahip çıkmayı en büyük vazife bilir.

Geçmişi hatırlamak yetmez; onu doğru anlamak ve gelecek nesillere anlatmak gerekir. Çünkü hafızasını kaybeden milletler, istikballerini de kaybederler. Geçmişinden ders almayan, geleceğine sağlam bir yön veremez. Birlik ve beraberliğimiz ise her zaman en büyük gücümüz, en sağlam kalemiz ve yarınlara uzanan en kıymetli teminatımızdır.

Bugün şehitlerimizin emaneti olan bu güzel vatanda nefes alabiliyorsak, bunu toprağa düşerken bile yüzünde tebessüm taşıyan kahramanlara borçluyuz. Gazilerimizin taşıdığı her iz, bu milletin onur madalyasıdır.

Rabbim; Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet payidar eylesin. Al bayrağımız gök kubbede sonsuza kadar hür dalgalansın. Minarelerimizden yükselen ezan sesleri yeryüzüne umut, gönüllerimize huzur olmaya devam etsin. Milletimizin birlik ve beraberliğini daim eylesin. Bu cennet vatanı huzur, kardeşlik ve esenlik içinde muhafaza eylesin.

Biz biliyoruz ki:
Bayrak, rengini şehidinden alır.
Vatan, kıymetini uğruna verilen candan alır.
Millet, gücünü birlikten alır.
Ezan ise bu toprakların ebedî hürriyetinin semaya yükselen sesidir.

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle; vatanımız için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; birlik ve beraberliğimizin daim olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Türkiye Cumhuriyeti ortak yuvamızdır. Ay yıldızlı bayrağımız ortak gururumuzdur. Vatanımız ortak sevdamız, ezanımız ise ebedî hürriyetimizin semaya yükselen sesidir.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

TARDOBDER'DEN ANLAMLI AŞURE BULUŞMASI

 

Tarsus'ta Doğup Büyüyenler Derneği (TARDOBDER), Muharrem Ayı'nın manevi iklimini birlik, beraberlik ve paylaşma duygularıyla taçlandıran "Geleneğimizde Birlik, Aşuremizde Bereket Var" temalı Aşure Günü programına ev sahipliği yaptı. Dernek binasında gerçekleştirilen anlamlı buluşma, Tarsus'un farklı kesimlerini aynı sofrada buluşturarak dayanışma kültürünün en güzel örneklerinden birine sahne oldu.

Programa TARDOBDER Başkanı Ümran Yıldırım ve dernek üyelerinin yanı sıra belediye meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, oda ve dernek başkanları, mahalle muhtarları, basın mensupları ile çok sayıda davetli katıldı.

Programın açılış konuşmasını yapan TARDOBDER Başkanı Ümran Yıldırım, Aşure Günü'nün yalnızca bir gelenek değil; birlik, bereket ve kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olduğunu vurguladı.

Yıldırım konuşmasında, farklı tatların aynı kazanda eşsiz bir lezzete dönüşmesi gibi, farklı düşünce ve gönüllerin de sevgi, saygı ve hoşgörüyle bir araya geldiğinde güçlü bir toplum oluşturduğunu ifade ederek, kadim şehir Tarsus'un yüzyıllardır bu birlik ruhunu yaşatan önemli şehirlerden biri olduğuna dikkat çekti.

TARDOBDER olarak hemşehrilik bilincini güçlendirmeyi, dayanışmayı artırmayı ve kültürel değerleri gelecek nesillere aktarmayı temel görevlerinden biri olarak gördüklerini belirten Yıldırım, aynı sofrada buluşmanın ve aynı lokmayı paylaşmanın toplumsal dayanışmanın en kıymetli göstergelerinden biri olduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda organizasyonda emeği geçen yönetim kurulu üyelerine, gönüllülere ve katkı sunan herkese teşekkür eden Ümran Yıldırım, Muharrem Ayı'nın ve Aşure Günü'nün ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve bereket getirmesi temennisinde bulundu.

Program, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve yapılan duaların ardından hazırlanan aşurenin davetlilere ikram edilmesiyle manevi atmosferini daha da pekiştirdi.

Paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin sofralara yansıdığı program, katılımcıların iyi dilek ve temennileri ile çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

TARDOBDER'in gerçekleştirdiği bu anlamlı organizasyon, kadim Tarsus'un köklü kültüründe önemli bir yere sahip olan paylaşma geleneğinin yaşatılmasına katkı sunarken, birlik ve beraberlik mesajlarının da güçlü şekilde yankı bulmasına vesile oldu.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

7 Temmuz 2026 Salı

ANNEM... ŞEHRİBAN HALA


Bir iğnenin ucunda sabrı işledin,
Bir ipin düğümünde ömrünü çözdün.
Kumaşlara düşen her ilmek,
Bir gönle uzanan dua oldu.

Sen dikiş dikmedin yalnızca,
Yırtılan umutları da onardın.
Bir gelinin çeyizine sevinç,
Bir yetimin yüreğine merhamet oldun.

Kapını çalan aç dönmedi,
Sofran bereketin diliydi.
Kaynayan her tencerede
Muhabbetin kokusu yükselirdi.

Tarsus seni adınla değil,
Yüreğinle tanıdı.
Herkesin dilinde aynı hitap vardı:
"Şehriban Hala..."

Herkesin hâliyle hâllendin,
Bir gözyaşı görünce sessizce sildin.
Sevince ortak olan çoktu belki,
Sen en çok acıyı paylaşmayı seçtin.

Evlat acısı düştü bağrına,
Dağlar kadar ağırdı yükün.
Yine de Rabbine küsmedin,
İyiliği bırakmadın ömrün.

Hasta yatağında bile
Ellerin hizmet aradı.
Güvercinlere yem saçtın düşlerinde,
Misafirlerine ikram hazırlattın.
Dilinden tevhid eksilmedi;
Gönlün hep Rahmân'a vardı.

Şimdi biliyorum anne...
İnsan, dünyadan giderken
Malını değil, merhametini bırakıyor.
Adını değil, duasını bırakıyor.

Sen gittin...
Ama bir sokak başında hâlâ
Sana dua eden bir komşu var.
Bir öğrencinin hatırasında
Şefkatin yaşıyor.
Bir yetimin duasında
Gülüşün çiçek açıyor.

Ve biz...
Her ekmeği bölüşürken seni anıyoruz.
Her misafire gönlümüzü açarken
Senden öğrendiklerimizi yaşıyoruz.

Ey ömrünü iyiliğe vakfeden güzel insan...
Rabbim, dünyada gönüllere ektiğin iyilikleri
Ahirette sana cennet bahçeleri olarak ihsan eylesin.

Mekânın Firdevs olsun.

Dualarımız seninle...

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/