29 Temmuz 2026 Çarşamba

KALEMDEN BİR EV HAYAL ETMİŞTİM

 

Çocukken herkesin bir hayali vardı. Kimi deniz kenarında bir ev isterdi, kimi oyuncaklarla dolu bir oda… Benim hayalim ise biraz farklıydı.

Ben, kalemlerden yapılmış bir ev hayal ederdim.

Duvarları kalemden olsun isterdim… Kapısı kalemden, pencereleri kalemden, çatısı kalemden…

O yaşlarda bunun nedenini bilmiyordum. Sadece kalemleri seviyordum. Defterlerin kendine has kokusunu, yeni açılmış bir kalemin verdiği heyecanı, bembeyaz bir sayfanın insanın önünde açtığı sonsuz ufukları seviyordum.

Yıllar geçti…

Ömür dediğimiz yol, insana birçok şey öğretti.

Sevinçler gördüm, hüzünler gördüm. Kazandıklarım da oldu, kaybettiklerim de… Hayat bazen yüzümü güldürdü, bazen gönlümde derin izler bıraktı.

Ama ne zaman kalemi elime alsam, çocukluğumdaki o hayal yeniden canlandı.

Sonra bir gün, Kur’an-ı Kerim’in satırlarında karşıma çıkan bir ayet, gönlümde bambaşka bir pencere açtı:
“Nun. Kaleme ve yazdıklarına andolsun.”
Ne büyük bir şerefti bu…
Âlemlerin Rabbi, kaleme ve kalemin yazdıklarına yemin ediyordu.

İşte o zaman daha iyi anladım:
Kalem, yalnızca mürekkep taşıyan bir araç değildi.

Kalem; bilgiyi nesilden nesile aktaran, hakikati kayda geçiren, unutulmaya yüz tutmuş güzellikleri yaşatan ve insanın gönlünden süzülenleri geleceğe emanet eden kıymetli bir vasıtaydı.

İnsan, sesi kadar konuştuğunu sanır.

Oysa bazen insanın asıl sesi, yazdıklarında saklıdır.

Bir söz söylenir ve zamanla unutulur. Fakat bir cümle yazılır; yıllar geçse de yaşamaya devam eder.

Nice insanlar toprağın altına girmiştir; ama kalemlerinden dökülen sözler hâlâ gönüllerde yaşamaktadır.

Çünkü kalem, zamana karşı verilen sessiz bir mücadeledir.

Bir insanın kaleminden çıkan hayırlı bir cümle, belki hiç tanımadığı bir gönle dokunur. Bir yaraya merhem, bir umuda ışık, bir karanlığa kandil olur.

İşte bu yüzden kalemi sevdim.

Sadece yazmak için değil… İz bırakmak için.

Sadece anlatmak için değil… Gönüllere dokunmak için.

Belki çocukken hayal ettiğim o kalem ev hiç yapılmadı.

Ama bugün anlıyorum ki insanın gerçek evi, yalnızca beton duvarlardan ibaret değildir.

İnsan bazen bir kelimenin içinde yaşar.

Bazen bir duanın içinde…

Bazen de bir hatıranın…

Ve bazen, ömrü boyunca kalemiyle kurduğu cümleler, ona en güzel yuva olur.

Şimdi dönüp çocukluğumdaki o hayale bakıyorum da…

Meğer ben kalemlerden bir ev değil, kelimelerden bir dünya kurmayı hayal etmişim.

Rabbim kalemimizi doğruluktan ayırmasın.

Yazdıklarımızı hayra vesile kılsın.

Kalemimizi; hakikatin, merhametin ve güzel sözün hizmetkârı eylesin.

Çünkü insan bir gün gider…

Ama kaleminden dökülen hayırlı kelimeler, ardında yaşamaya devam eder.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

26 Temmuz 2026 Pazar

SEVGİ ZAMANINDA GÜZELDİR

 

İnsan, ardından dökülen gözyaşıyla değil; yaşarken gördüğü değerle hatırlanır.

Eğer bir gün sessizce çekip gidersem, ardımdan dökülen gözyaşlarından önce, yanımdayken bana gösterilen sevgiyi hatırlamak isterim. Çünkü mezarlara bırakılan çiçekler, yaşarken esirgenen sevgiyi anlatmaz.

Kalpleri kırmadan, sevgiyi ertelemeden, vefayı yarına bırakmadan yaşayalım. Zira bazı vedaların dönüşü yoktur; geriye sadece söylenememiş sözler, geç kalmış pişmanlıklar ve geri getirilemeyen zaman kalır.

Bir gün ardından ağlayacağınız insanın, bugün yüzünü güldürün. Çünkü sevgi zamanında güzeldir; veda ise her zaman geç kalmıştır.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

ÖĞRETMEN ADAYLARI AGS HEYECANI YAŞIYOR

 

Türkiye genelinde binlerce öğretmen adayı, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yeni öğretmen istihdam modeli kapsamında uygulanan Akademi Giriş Sınavı'nda (AGS) meslek hayallerine bir adım daha yaklaşmak için ter döküyor.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen yeni öğretmen istihdam sistemi kapsamında ilk kez uygulanan Akademi Giriş Sınavı (AGS), öğretmen adaylarının meslek yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınav, adayların bilgi, beceri ve mesleki yeterliliklerini ölçmeyi amaçlıyor. AGS'de başarılı olan adaylar, Millî Eğitim Akademisi'nde alacakları hazırlık eğitiminin ardından öğretmen olarak atanma sürecine devam edecek.

Yeni sistemle birlikte öğretmen adaylarının yalnızca akademik bilgi düzeyleri değil; eğitim-öğretim alanındaki yeterlilikleri, mesleki donanımları ve öğretmenlik becerileri de dikkate alınarak daha nitelikli bir eğitim kadrosunun oluşturulması hedefleniyor. Bu kapsamda bazı branşlarda AGS'nin yanı sıra Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) de uygulanıyor.

Bugün Türkiye'nin dört bir yanında sınav salonlarında yerini alan binlerce öğretmen adayı, uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından geleceğini şekillendirecek önemli bir sınava giriyor. Adaylar kadar aileleri de bu heyecana ortak olurken, sınav merkezleri umut ve beklentinin buluştuğu adreslere dönüştü.

Eğitim camiası da yeni sistemin öğretmen niteliğine sağlayacağı katkıları yakından takip ediyor. AGS'nin, öğretmen seçiminde daha kapsamlı ve nitelik odaklı bir değerlendirme süreci oluşturması beklenirken, sınav sonuçlarının eğitim sistemine sağlayacağı katkılar da merakla bekleniyor.

Hayalini kurdukları kutsal öğretmenlik mesleğine kavuşmak isteyen adaylar için AGS; bilgi kadar emek, azim, sabır ve kararlılığın da sınandığı önemli bir eşik olma özelliği taşıyor.

Sınava katılan tüm öğretmen adaylarına başarılar diliyor, verdikleri emeklerin karşılığını alacakları, ülkemizin eğitimine değer katacakları aydınlık bir gelecek temenni ediyoruz.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

25 Temmuz 2026 Cumartesi

LAVANTA VE GÜZEL AHLAK

 

Lavantanın en büyük güzelliği, kendisi için değil, çevresi için güzel kokmasıdır. İnsan da güzel ahlakıyla değer kazanır; sözleriyle umut olur, davranışlarıyla güven verir, merhametiyle gönüllere dokunur. Güzel ahlak, tıpkı lavanta gibi gösteriş istemez; sessizce bulunduğu her ortama huzur, nezaket ve zarafet taşır. Kırıcı sözlerin değil, gönül alan ifadelerin; bencilliğin değil, paylaşmanın; öfkenin değil, hoşgörünün hâkim olduğu bir hayat, en güzel bahçedir. Lavanta nasıl toprağın kokusunu güzelliğe dönüştürüyorsa, güzel ahlak da insanın karakterini erdeme dönüştürür. Geride bırakılan en kıymetli miras ne servettir ne de makam; insanların gönlünde hoş bir seda ve güzel bir ahlakla anılabilmektir.

“Lavantanın kokusu rüzgârla yayılır, güzel ahlakın kokusu ise gönüllerde kalır. Dünya, güzel ahlakla güzelleşir; insan, güzel ahlakla ölümsüzleşir.”

Sevgiyle ve muhabbetle...

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

23 Temmuz 2026 Perşembe

ALZHEİMER TARSUS GÖNÜLLÜLERİNDEN LAVANTA KOKULARI ARASINDA FARKINDALIK ETKİNLİĞİ

 

Mersin Alzheimer Derneği Tarsus Gönüllüleri, Alzheimer farkındalığını artırmak ve yaş almış bireylerin sosyal yaşama aktif katılımını desteklemek amacıyla, doğanın huzur veren atmosferinde anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi.

Mersin Alzheimer Derneği Tarsus Gönüllüleri ile Tarsus Belediyesi iş birliğinde düzenlenen etkinlik kapsamında, Tarsus Ülker Aydın Yaşlı Dayanışma Evi El Sanatları Eğitmeni Fatma Beşen, kursiyerleri ve yaş almış çınarlar, Tarsus Şelalesi yanında bulunan Tarsus Belediyesi Lavanta Bahçesi'ni ziyaret etti.

"Alzheimer farkındalığı, doğanın iyileştirici gücüyle buluşuyor" anlayışıyla gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar, lavantaların eşsiz kokusu ve morun huzur veren güzelliği eşliğinde keyifli anlar yaşadı. Doğayla iç içe geçen bu özel etkinlik, katılımcıların moral ve motivasyonunu artırırken, sosyal etkileşimlerini güçlendirmelerine de katkı sağladı.

Etkinlik kapsamında Tarsus Belediyesi tarafından katılımcılara lavanta demetleri, lavanta keseleri ve çeşitli ikramlar sunuldu. Günün anlamını daha da güzelleştiren bu sunumlar, katılımcılar tarafından büyük memnuniyetle karşılandı.

Mersin Alzheimer Derneği Tarsus Gönüllüleri, düzenlediği sosyal ve kültürel etkinliklerle yaş almış bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, Alzheimer hastalığına yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmeyi ve toplumun her kesiminde dayanışma bilincini geliştirmeyi sürdürüyor.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com

21 Temmuz 2026 Salı

İNSAN, ARDINDA BIRAKTIĞI İZ KADAR YAŞAR

Ömür, avuçlarımızdan usul usul kayan bir su gibidir. Ne kadar sıkı tutmaya çalışsak da günler sessizce eksilir; mevsimler değişir, yıllar geçer ve bir gün insan, geldiği bu dünyadan ayrılma vaktiyle yüz yüze gelir. İşte o an, ne servetin bir anlamı kalır ne makamların ne de alkışların... Bir ömür boyunca "benim" dediğimiz her şey bu dünyada kalır. Bizden geriye ise yalnızca yaşayışımızın izi kalır.

İnsan, geride bıraktığı izlerle ömrünü ölümden sonrasına taşır.

Kimi ömrünü büyük binalar inşa ederek geçirir, kimi servet biriktirir, kimi şöhretin peşinden koşar. Oysa zaman, taşları aşındıran, duvarları yıpratan, isimleri unutturan en büyük hakemdir. Dün görkemli görünen nice eser bugün sessizliğe gömülmüştür. Fakat bir gönle dokunan samimi bir söz, bir yetimin başını okşayan şefkatli bir el, karşılık beklemeden yapılan bir iyilik; zamanın bile silemediği izler bırakır.

Çünkü gerçek zenginlik, sahip olunanlarla değil; paylaşılabilenlerle ölçülür. İnsan, kaç kişiye umut olduysa, kaç yüreğin yükünü hafifletti ise, kaç karanlığa bir ışık yakabildi ise işte o kadar zengindir. Hayatın sonunda insanlar evlerimizi, makamlarımızı ve unvanlarımızı değil; yanlarında kendilerini nasıl hissettiklerini hatırlarlar.

Bir gönlü kırmak da iz bırakmaktır; bir gönlü onarmak da… Aradaki fark ise birinin vicdanda yük, diğerinin duada ömür olmasıdır.

Bazı insanlar ekmeğini paylaşır, bazıları bilgisini, bazıları sevgisini… Bazıları ise öyle cümleler kurar ki yıllar geçse de dilden dile, gönülden gönüle yaşamaya devam eder. Çünkü gönülden çıkan söz yalnızca kulağa ulaşmaz; kalbe yerleşir. Kalbe yerleşen her hayırlı söz ise toprağa düşen bereketli bir tohum gibi, sahibinden sonra da yeşermeye devam eder.

Bugün adını bilmediğimiz nice zenginler yaşadı bu dünyada. Fakat Yunusça konuşanlar, Mevlânâ gibi gönül yapanlar, Hacı Bektaş-ı Velî gibi insanı merkeze alanlar ve isimsiz nice güzel insanlar hâlâ hayırla anılıyor. Çünkü ömrün uzunluğu değil, geride bırakılan güzelliklerin derinliği insanı ölümsüz kılar.

Kalemle yazılan satırlar bir gün solar. Mürekkep silinir, kâğıt yıpranır, kitaplar eskir. Ama sevgiyle söylenmiş bir söz; bir çocuğun duasında, bir annenin tebessümünde, bir yaşlının hayır duasında yaşamaya devam eder. İşte gerçek eser de budur.

Bu yüzden dünya telaşı içinde koşarken zaman zaman durup kendimize şu soruyu sormalıyız:
"Ben bu dünyadan göçüp gittiğimde ardımdan ne konuşulacak?"
Bir iyiliğim mi hatırlanacak?
Bir tebessümüm mü?
Yoksa farkına varmadan kırdığım bir gönül mü?

İnsan, ardında bıraktığı evlerle değil; dokunduğu kalplerle hatırlanır. Gerçek miras; tapular, makamlar ve servetler değil, insanların yüreğinde bırakılan hayırlı izlerdir.

Bir gün hepimiz sessizce bu dünyanın misafirliğini tamamlayacağız. Sesimiz uzaklaşacak, ayak izlerimiz toprağa karışacak, adımız belki zamanla daha az anılacak. Fakat bir insanın karanlığına ışık olmuşsak, bir umudu yeşertmişsek, bir yüreğe huzur vermişsek; işte o zaman aslında hiç gitmemiş olacağız.

Çünkü ömür, tüketmek için değil; iyilikle çoğalmak için verilmiştir.

Ve insan, ardında bıraktığı iz kadar yaşar...

Gönüllere bırakılan sevgi ise zamana meydan okuyan en güzel mirastır.

Sevgiyle, muhabbetle ve kalpten bir dua ile...

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/

16 Temmuz 2026 Perşembe

TARSUS, 15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE MİLLÎ BİRLİK GÜNÜ'NDE TEK YÜREK OLDU

 

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla Tarsus Kaymakamlığı koordinesinde "İrade Bizim, Zafer Bizim" temasıyla ilçe genelinde düzenlenen anma programlarında Tarsus tek yürek oldu. Gün boyunca gerçekleştirilen etkinlikler, milletin demokrasiye, bağımsızlığına ve millî iradesine olan sarsılmaz bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Tarsus'un farklı noktalarında gerçekleştirilen etkinliklere Kaymakam Mehmet Ali Akyüz, ilçe protokolü, belediye başkan yardımcıları ve belediye meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, şehit ve gazi aileleri, gaziler, mahalle muhtarları, vatandaşlar ve basın mensupları katıldı.

Programlar, Tarsus Şehitliği'nin ziyaret edilmesiyle başladı. Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından dualar edildi, aziz şehitlerin kabirlerine karanfiller bırakıldı. Vatan uğruna can veren kahramanlar rahmet, minnet ve şükranla yâd edildi.

Anma etkinlikleri kapsamında Tarsus Üniversitesi Rektörlük Girişi Fuaye Alanı'nda "Milletin Zaferi" temalı fotoğraf sergisi açıldı. Ardından Tarsus Üniversitesi'nde "15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası Türkiye'de Terörle Mücadelede Hukuki ve Yönetsel Yaklaşım: 7145 Sayılı Kanun Üzerinden Bir İnceleme" başlıklı panel gerçekleştirildi.

Yarenlik Alanı'nda açılan "İrade Bizim, Zafer Bizim" temalı fotoğraf sergisi, Kaymakam Mehmet Ali Akyüz, ilçe protokolü ve vatandaşların katılımıyla gezildi. Ayrıca, vatandaşların duygu ve düşüncelerini paylaşmaları amacıyla hazırlanan 15 Temmuz Anı Defteri imzaya açıldı.

Tarsus Ulu Camii'nde ise vatanın bölünmez bütünlüğü, devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için canlarını feda eden tüm şehitler adına Mevlid-i Şerif okunarak Hatm-i Şerif duası yapıldı. Program sonunda katılımcılara ikramlarda bulunuldu.

Cumhuriyet Meydanı'ndan İnsan Hakları Meydanı'na gerçekleştirilen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Kortej Yürüyüşü, ellerinde Türk bayrakları taşıyan vatandaşların yoğun katılımıyla millî birlik ve beraberlik tablosuna dönüştü.

İnsan Hakları Meydanı'nda düzenlenen Demokrasi Nöbeti ve Anma Programı, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ulu Camii İmam Hatibi Mahmut Turan tarafından Kur'an-ı Kerim tilavet edilirken, Tarsus Müftüsü Murat Akçay, vatandaşlar tarafından okunan hatimlerin duasını yaparak şehitlerin ruhlarına bağışladı.

Programda konuşan Tarsus Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, 15 Temmuz'un, Türk milletinin iradesine ve demokrasisine sahip çıktığı tarihî bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Anma programında Kızılelma Marşı klibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ulusa sesleniş konuşması, "Tanrı Türk'e Yar Olsun" ve "Türkiye Geçilmez" temalı video gösterimleri ilgiyle izlendi.

Şehit İshak İlkokulu Mehteran Takımı'nın gösterisi büyük beğeni toplarken, Şehitler Camisi 4-6 Yaş Kur'an Kursu öğrencisi Hayat Şirin Baş'ın İstiklâl Marşı'nı okuması duygu dolu anlar yaşattı.

Ayhan Bozpınar Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Özden Aydoğan kahramanlık türküleri seslendirdi. Şehit Vedat Yılmaz Anadolu Lisesi Müdürü Zülfikâr Taş "30 Kuş" şiirini okurken, Tarsus Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Metin Bolat monolog sunumu gerçekleştirdi. Uluslararası Ashab-ı Kehf Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin semazen gösterisi ve ilahi dinletileri, Şehit Fazlı Kalaycı Ortaokulu öğretmenlerinin sahnelediği oratoryo ile "Şehitler Kervanı Yürüyor; Molla Kerim'den Ömer Halisdemir'e, Dünden Bugüne, Bugünden Yarınlara Aynı İman, Aynı Vatan Sevdası" temalı canlandırma programa anlam katan bölümler arasında yer aldı.

Program kapsamında 15 Temmuz şehitlerinin yakınları ve gaziler de duygu ve düşüncelerini paylaştı. Sinevizyon gösteriminin ardından okunan salâlarla birlikte tüm şehitler için dualar edildi. Hazırlanan ikramlar vatandaşlara ikram edildi.

Anma etkinlikleri çerçevesinde 15 Temmuz şehitlerinin aziz hatırasını yaşatmak amacıyla ata tohumları dağıtıldı, şehit aileleri ziyaret edilerek vefa duygusu bir kez daha pekiştirildi.

Tarsus'ta gerçekleştirilen anma programları, 15 Temmuz ruhunun milletin hafızasında ilk günkü kararlılıkla yaşamaya devam ettiğini gösterirken; birlik, beraberlik, demokrasi ve vatan sevgisinin en güçlü şekilde hissedildiği anlamlı bir buluşmaya dönüştü.

Emine GÜLNAME

https://www.youtube.com/@EmineGULNAME

http://eminegulname.com

https://gullnamee.blogspot.com/